GÖNÜL TELAŞI VE İYİLİĞİN UYKUSU

Dr. Mehmet ÇOBAN

Dr. Mehmet ÇOBAN

Aziz dostum, insanız gelir otururuz bir masanın başına, bir bardak çayın buğusuna sığınırız zannederiz ki kendi hâlimizce yaşayıp gitmek kâfidir. “Kendi yağında kavrulmak” deriz, “Kimseye etlimiz sütlümüz yok.” diye avunuruz. Oysa bilmeyiz ki fırtına kapıyı zorlarken içeride sessizce oturmak, evi fırtınaya teslim etmektir.

Bizim sükûnet zannettiğimiz şey, bazen rüzgârın önünden çekilip meydanı fırtınaya bırakmaktan başka bir şey değildir. İyilik, bir kenarda hülyalara dalarak teselli bulunacak bir hayal, göğüste taşınan pasif bir takı değildir, dostum. İyilik, yola düşmektir; tozu dumana katmak değil, o tozun içinde bir tutam niyetle yolu aydınlatmaktır.

Kötülük dediğin gürültülüdür; bağırır, çağırır, çabuk örgütlenir, arsızca yer açar kendine. İyilik ise mahcuptur, naiftir; çoğu zaman susmayı erdem sanır. İşte bu sebeple bütün trajedimiz burada başlar: İyilik susunca, kötülük o sessizliği kendi şarkısı zanneder.

Biz “zararsızız” diye avunurken, içimizdeki o ürkek masumiyet, kötülüğün değirmenine su taşır hâle gelir. Çekildiğimiz her mevzi, vazgeçtiğimiz her söz, sustuğumuz her haksızlık, karşı tarafın bayrağını diktiği bir burç oluverir.

Bir düşün: Gecenin zifirinde küçücük bir mum yansa, karanlığı böler geçer. Mum, “Ben tek başımayım, bu karanlık çok büyük.” deyip yanmaktan vazgeçebilir mi? Vazgeçerse karanlık galip geldiği için değil, mum kendi ışığından utandığı için kararır gece.

Gerçek erdem, fırtınaya rağmen o mumu poyraza karşı siper edebilme cesaretidir. Kötülük yıkmanın kolaylığıyla övünürken iyilik, bıkmadan, usanmadan ve o zarif sabırla yeniden inşa etmenin mücadelesini verir.

O hâlde kalkıp silkelenmek gerek, dostum. Gönlümüzdeki aydınlığı yalnızca içimizi ısıtsın diye değil, kararan sokaklara ışık olsun diye taşımalıyız. Biliyorsun ki iyilik, bir duygu değil, bir duruştur.

Sesini kesen iyilik, zamanla kendi vicdanının katili olur. İyilik eyleme dönüştükçe, nefes aldıkça ve cesaretle hayata dokundukça dünya iyileşir.

Işığı uyandırma vakti. Yoksa karanlık, bizi kendi uykumuzda boğacak.

Dr.Mehmet ÇOBAN

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir