YAZMAK

M.Baran ASLAN

Uykusuz kaldığım geceler olur. Uykuyu aradığım, arayıp da bulamadığım geceler… O zaman yakarım gece lambasını, açarım klasik bir müzik ve alırım kağıt-kalemi elime. Ne kadar sıradan değil mi? Öyle ama ne yapayım?.. Ben sıradan bir adamım. Ama bu sıradanlık ilk harfi yazana kadardır. O ilk harf gelince yalnız bırakmak olmaz, devamı da gelir elbet. İşte o zaman ben milyarlarca insanın katrilyonlarca varlık üzerine ürettiği düşünce baloncukları, mefhum kareleri (siz buna fotoğraf diyorsunuz), kelimeler, kökler ve mefküreler arasında gezinirim. Bazen överim en ufak rüzgarla ters yüz olacak, can çekişecek bir çiçeği… Bazen de tenkit ederim siluetleri dağlara taşlara kazınan, dışı hoş içi boş adamları! Zihnime değer bazı yazılarım. Bazı kelimelerim ise his yüklüdür. Gözlerimin yaşardığı zamanlar da olur. Dudaklarımın hoş kıvrımlarla güldüğü de… Kâh gezerim Şarki Türkistan yaylarında. Käh eserim Kazablanka’nın kesme taştan mürekkep sokaklarında. Bir engele takılıp uçuşa geçtiğim de olur. Ağır ağır çıkarken zirvelere açılan merdivenleri sendeleyip dibi boyladığım da. Yani anlayacağınız dört duvar arasında yaşarım en güzel seyahatlerimi. Evet, fikri sancılar, bühranlar da yaşarım. Fakat o da bu işin tuzu biberi…

Peki siz niçin yazmaya cesaret etmiyorsunuz? Kusursuz olmasına veya dergi sayfalarında boy göstermesine gerek yok. Sadece siz okuyun, sadece siz bilin ama dökün içinizi kağıtlara. Hatıralar biriktirin. Veya bir faydanız dokunsun insanlığa. Hayvanlardan, ağaçlardan, tabiattan bahsedin. Çocuklarınıza nasihatler verin. Eskileri yad edin. Selam gönderin sevgiliye… Ne kadar zor olursa olsun, kaskatı da kalsa içinizde bir yerler hissederek yazın. Parmak uçlarınız yana yana, göğüs kafesiniz darala darala yazın. Ama yazın. Ve son noktayı koyduğunuzda yazdığınız ayrılık mektubu da olsa derin bir nefes alıp gülümsemeyi unutmayın.

Muhammet Baran ASLAN

Bu Yazıyı Paylaş