VUSLAT

Dr. Mehmet ÇOBAN

Ölüm gibi bir sükûta gömülür gönül,

Ne bir feryat kalır dilde, ne bir iz gözde.

Sanırsın aşk da öldü sessizce;

Oysa bazı aşklar, sesini kaybedince derinleşir.

Yüreğim artık seni aramıyor,

Çünkü seni arayanın da ben olmadığını öğrendim.

Ben sandığım o hasret,

Meğer nefsimin son direnişiymiş.

Her acı vuslata çıkmaz, ey gönül;

Bazı yaralar kapanmak için değil,

İçindeki putları kırmak için açılır.

Bazı ayrılıklar sevgiliden koparmaz insanı;

Kendisinden koparır.

Sen gittin sanmıştım…

Meğer benden, sana ait olmayan ne varsa gitmiş.

Geriye bir hiçlik kaldı içimde;

Ve o hiçlikte,Adını söylemeye utandığım bir “O” yankılandı.

Aşk dediğim şey seni istemekmiş önce,

Sonra seni bırakabilmekmiş.

Vuslat dediğim şey sana kavuşmakmış önce,

Sonra kavuşmanın bile perde olduğunu anlamakmış.

Şimdi ne gelmeni beklerim,Ne gitmene kızarım.

Çünkü aşkın en ağır makamında

Sevilen değil, seven tükenir.

Ben tükendikçe O kaldı.

Ben sustukça O duyuldu.

Ben “ben” dedikçe perde indi.

“Hiçim” dediğim yerde

Bir kapı açıldı.

Ve şimdi biliyorum:

Bazı sevgiler insana verilmez,

İnsanın içinden alınır.

Bazı acılar dindirilmez;

Çünkü o acı,

Gönlün sahibine giden son ışıktır.

Vuslat belki sana kavuşmak değildi…

Vuslat, seni sevdirenin huzurunda

Seni de kendimi de unutabilmekti.

Dr. Mehmet ÇOBAN | Gaziantep — 27 Ağustos 2026

Bu Yazıyı Paylaş