KİYMETİ BİLİNMEYENLERİN SESSİZ VEDASI

Dr. Mehmet ÇOBAN

KİYMETİ BİLİNMEYENLERİN SESSİZ VEDASI

Hayat, en derin ayrılıklarını çığlıklarla değil, yaprağın daldan usulca kopuşu gibi sessizce yaşatır.
İnsan çoğu zaman güneşi ararken ışığın penceresini, denizi düşlerken avucundaki pınarı unutur.
Gözünü yıldızların ihtişamına dikerken, gecesini aydınlatan tek mumun farkına varamaz.
Halbuki sevgi, fırtınalar koparan sözlerde değil; aynı gökyüzünü sessizce paylaşabilmektedir.
Bir fincan çayın buharında tüten huzurda, üşüyen bir omza bırakılan hırkada, yorgun bir ele usulca dokunan başka bir elde gizlidir.


Bazı insanlar çınar ağacı gibidir; gölgesinde dinlenirken serinliğini hissetmezsin.
Ancak gövdesi ufuktan çekildiğinde, güneşin nasıl yakıcı olduğunu anlarsın. İnsan, gerçek değeri çoğu zaman kaybettikten sonra öğrenir. Çünkü yokluk, varlığın en güçlü tercümanıdır; gidenin ardından büyüyen sessizlik, söylenememiş bütün cümlelerin yankısına dönüşür.


Ne acıdır ki nice gönüller, cam parıltısını elmas sanırken avuçlarındaki inciyi sıradan bir taş gibi bırakırlar.
Oysa inci, denizin en derin sessizliğinde doğar; gösterişin kıyılarında değil.
Ve belki de ömrün en ağır pişmanlığı, yanlış bahçelerde çiçek ararken kendi kapısında açan gülü görememektir.
Sevgi, göz kamaştıran bir şimşek değildir; gecenin koynunda yolunu kaybedene yön gösteren bir kutup yıldızıdır.
Gürültüsü yoktur ama ışığı uzun sürer.


En büyük yoksulluk ise sevgisiz kalmak değil; kendisine yurt olmuş bir yüreğin kıymetini, o yürek göç ettikten sonra anlamaktır.


Nitekim bazı insanlar giderken bir insan eksilmez yalnız; bir mevsim çekilir hayattan.
Kuşlar susar, rüzgârın sesi değişir, pencereler aynı gökyüzüne açılsa da manzara artık eskisi gibi görünmez.
Kıymeti zamanında bilinmeyen her sevgi, en sonunda sessizliğe dönüşen bir şiirdir.

Bu Yazıyı Paylaş