Remiz DEVELİ
Uzman Psikolojik Danışman & İletişim ve Protokol Uzmanı
Modern yaşam, insanı sürekli daha fazlasına ulaşmaya davet ediyor. Daha başarılı olmak, daha çok çalışmak, daha hızlı üretmek, daha fazla kazanmak… Oysa çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek var: Hayatın kalitesi, hızla değil; dengeyle ölçülür.
Denge, yalnızca iş ve özel yaşam arasında kurulan bir düzen değildir. Denge; düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız ve ilişkilerimiz arasında kurabildiğimiz uyumdur. Kendi iç dünyasında dengeyi kaybeden bir insan, dışarıdaki hiçbir başarıyla gerçek anlamda huzura ulaşamaz.
Psikolojik danışmanlık süreçlerinde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, insanların kendilerini sürekli başkalarının beklentilerine göre şekillendirmeleridir. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını ihmal eden bireyler, zamanla tükenmişlik, kaygı ve mutsuzluk yaşamaya başlar. Çünkü insan, başkalarına gösterdiği özeni kendisine göstermediğinde içsel dengesi bozulur.
Denge, “hayır” diyebilmeyi de gerektirir. Sınır koyabilmek, suçluluk duymadan dinlenebilmek, gerektiğinde yardım istemek ve kendine zaman ayırabilmek psikolojik sağlamlığın önemli göstergeleridir. Sürekli güçlü görünmeye çalışmak yerine gerektiğinde kırılganlığını kabul edebilmek de ruh sağlığının önemli bir parçasıdır.
İletişimde de denge vazgeçilmezdir. Çok konuşmak kadar dinlemeyi bilmek, kendini ifade etmek kadar karşı tarafı anlamaya çalışmak, eleştirmek kadar takdir etmeyi de öğrenmek sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Etkili iletişim, haklı çıkma çabasından çok, doğru anlaşılma ve doğru anlama becerisidir.
İş yaşamında da benzer bir tabloyla karşılaşırız. Verimlilik, sadece yoğun çalışmakla değil; doğru planlama, etkili zaman yönetimi ve sağlıklı ekip iletişimiyle mümkündür. Dengeli yönetilen kurumlar yalnızca başarı üretmez; aynı zamanda güven, aidiyet ve sürdürülebilir bir çalışma kültürü oluşturur.
Çocuklarımız için de en büyük örnek bizleriz. Onlara dengeyi anlatmaktan çok, dengeyi yaşayarak gösterebiliriz. Sürekli yorgun, öfkeli ve kaygılı bir ebeveynin “Sakin ol.” demesi çoğu zaman yeterli olmaz. Çocuklar sözlerden çok davranışları öğrenir.
Unutmamak gerekir ki denge, mükemmel olmak değildir. Bazen hata yapmak, bazen durmak, bazen yeniden başlamak da hayatın doğal akışıdır. Önemli olan, savrulduğumuzu fark ettiğimizde yeniden merkezimize dönebilmektir.
Hayat her zaman bize istediğimiz şartları sunmayabilir. Ancak şartlar ne olursa olsun, onlara vereceğimiz tepkiyi belirleme gücü büyük ölçüde bizim elimizdedir. İşte gerçek denge de tam burada başlar.
Çünkü denge; her şeyin kusursuz olduğu bir hayat değil, her şeye rağmen insanın kendini kaybetmeden yoluna devam edebilme becerisidir.







